Hakkımda

Fotoğrafım
susuyorum bugün, soru işaretlerini gömüyorum içime. mezar taşım gözkapaklarımdır. dilediğinizi karalayabilirsiniz üstüne. büyüyorum bugün, inancımı keseliyorum annemin çıplak bedeninde.akıtıyorum dualarımı bel çukurundan en derin bilinmezliğe. yutkunamıyorum ben bugün, şimdi sizi daha iyi anlıyorum bayım, yaşamak için tek bir dize.

1 Mart 2016 Salı

"İzlanda çünkü"

Şehirlerarası otobüslerde bedava kitap dağıtılıyor.

Sadece 320bin kişi nefes alıyor.

İşsizlik oranı %0.8

İsminin aksine yemyeşil.

Viking ırkından geliyorlar.

Ülkeyi paylaşamama diye bir olay yok, terör yok.

Polisler silah taşımıyor, ordusu yok.

10bin şelalesi var.

Bakteri yok, böcek yok, karınca yok.

Dünyanın en güzel cilt yapısına sahip insanlar İzlandalılar.

1000 kişiden 850'si gazete okuyor. Okuma yazma oranı %99.

En huzurlu ülke.

Biranın yasallaştırılmasını 1 Mart'ta ülke çapında kutluyorlar.

Dışarı çöp atma diye bir kavramları yok bile.

Siyah kumları var.

Buzullar, volkanlar, kraterler, kalderalar, fiyortlar, gayzerler, uçurumlar, kaynar sular, fokurdayan çamurlar, büyük şelaleler, çavlanlar.
Biraz Patagonya, biraz Antartika, biraz Galapagos, biraz Hawai, biraz İrlanda, biraz Norveç ya da bunların hepsi.
Auroraları izleyebiliyorsun.

En sert votkası absentten bile sert.

Friday Night Runtur diye cuma eğlenceleri var. Cumartesi sabahına kadar Reykjavik de dışarıda eğlenen nüfus 150bin.
Eşcinsel evlilik yasal ve ilk eşcinsel evliliği başbakanları yapmış.

230 kuş türü var.

Senede sadece 3 ay görünen nadir puffinler var mesela.

Pagan kültüründen geliyorlar.

Ciddi olarak elflere inanıyorlar.

Turistlere dağıtılan broşürlerde rahatsız etmesinler diye elflerin nerede yaşadığına dair çizilmiş alanlar var.

Bir kere Icelandic music diye birşey var:

14 Şubat 2016 Pazar

huzursuz suskunluklarımız



Sessizliğin sesi soluk borumdan mideme akışıyor.

Sevmeye başladığım her şeyin, kaybetmeye başladığım her şeye dönüşmeyi prensip edindiği bir dine hissizliğimi tanrı olarak atama çabasındayım.

Yeryüzü tüm umutlarımı çürütebilecek kadar acımasız.
Çürüyen umutlarım ile bıraktığım acılar yok olmuyor, gün geliyor ve kendini yeniliyor.

Zihnim temiz, kalbim huzur içinde kalamıyor.

25 Ağustos 2015 Salı

Sen kırmızıydın, tıpkı batan bir güneş gibi
Beni sevdin çünkü maviydim

                  Bana dokundun ve lila bir gök oldum ben

                  Bulutlu olmasına rağmen gözlerini alamadın gökyüzünden çünkü yeni doğan güneşin getirdiği umutları sevmiştin,
                  lila ve toz pembeydi.
                  bir masalın içinde gibiydik, yıldızlarla bezemiştik birbirimizi

                   Fakat sen moru tercih ederdin, net masalları
                   Tertemiz, bulutsuz gökleri

Birden sahip olduğum tek renk kaldı,
Gri 
Her şey griydi.
Hatıran, içtiğin kahve, ellerin, saçların
Hayallerin, hayallerim; her şey griydi

                      Artık her renkten yoksunuz.

18 Ağustos 2015 Salı



Üstüne sabahın ilk saatlerinin güzelliği çökmüş gözlerin,
Günün ilk ışıklarının göğü okşayışı kadar şefkatli dokunuşların,
Caz kadar pürüzsüz, elma beyazı tenin
Kirpiklerinin gece kadar derin, gece kadar yoğun gözlerinin üzerinde uzanışı
Annemin pazar sabahları pişirdiği tarçınlı kurabiyeleri andıran tadın

Sıcak kumların ayaklarımı yakışı gibi içimi yakan bakışların,
Ve içimdeki yangını söndürmek için koştuğum beni devasa dalgalar gibi içine çeken sarılışların
En sevdiğim şarkıyı söyler gibi konuşmaların
En güzel kitaptaki satırlarda kaybolur gibi sende kaybolan benliğim

Ve sonra
Başımı yaslayıp cama kaybolan gölgeni izleyişim
Kaybolan parçalarımı sıra sıra ağaçların, yolların ardında bırakışım
İçimin içimden çıkışı, duraktan durağa ömrümün tükenişi

Kahve molası için duruşum, ve çay tarlası gözlerine rastlayışım
Çilek kokulu gülüşüne çarpışım
Oyunun en güzel yerinde düşünce ellerimden tutup beni kaldırışın,

Sevincinden yere çakılan uçurtmanın kanayan dizleri...

5 Ağustos 2015 Çarşamba

pazar sabahı pişen kurabiyeler


Pazar günleri evde pişen kurabiye kokularını alırcasına mutluluk duyuyorum ellerinin ellerime tekrar değdiğini düşününce
Çocuk oluyorum.
Salıncakta sallanırken saçlarım uçuşuyor
Ben topa güzel vuramıyorum, o harika.
Rüyalar görüyoruz,
Uyandığımda aramızda okyanuslar...
Ben pek iyi yüzemiyorum, o yine harika!
Fakat yüzmüyor,
Aramızdaki karanlık sulara, benim çırpınışlarıma bakıyor.
Sırtını dönüyor sanki
Kaldığını ve suya atladığını görmek istiyorum, o gitmeye hazırlanıyor gibi.
Rengarenk, gökkuşağı bezeli hayallerimden vazgeçmek istemiyorum
Fakat artık kimse pazarları kurabiye yapmıyor.

30 Temmuz 2015 Perşembe

yazlık hüzün

pürüzlü teninde hissettiğim pürüzsüz mutluluk;
diyorum ki kendi kendime, sen hayatta olduğum anlarsın.

düzensiz çarpan minik kırmızı kalbinin sesini dinliyor olmanın yarattığı düzenli mutluluk;
fark ediyorum ki, senin yanındayken nefes alıyorum yalnızca

sıcak yaz akşamlarında tatlı tatlı esen rüzgarsın sen,
lütfen durma

16 Temmuz 2015 Perşembe

Sana yazdığım kelimelerin, sayfaların bugünde sonu gelmedi

Senin olduğun hiçbir sayfada bulunamadı bitmiş cümlelerin sonuna gelen noktalar
Sen bitmiyorsun, sen tükenmiyorsun
Yeni başlangıçlar olmuyor senden sonra, sonuna nokta yakışmıyor senin
Benliğim sende takılı
Ne bir başkasına ait, ne de tamamen kendime aitim
Sen de kalan parçalarım toparlanamıyor
Biz tek bir parça olmuşuz, o dikkatsiz adam çarpmış bize
Dağılmışız
Yıldızlı bir gecenin yeryüzüne yansıması gibi
Parça parça, parlak parlak
Göz alıcı ve hüzünlü
Öylece kalmışız, ne bir araya gelip toparlanmış ne de tamamen ayrılmışız