Yatağımın duvara yaslı olduğunu ve her sabah ters taraftan kalktığımı bilmelisin.
Yıllardır ayıcığıma sarılmadan uyuyamadığımı da.
Kestaneyi ve Turgut Uyar'ı ne kadar sevdiğimi de.
Sabahları umutla uyanıp geceye doğru hüzne boğulan insanlardan olmadığımı da.
Her an hüzün dolu olduğumu.
Kahvaltı yapmaya bayılan ama hayatının o güzel kahvaltısını hiç yapmamış biri olduğumu da eklemelisin.
Ayrıca çayı şekersiz ve demli içtiğimi unutmamalısın.
Akşam üstüne doğru yağan ve ardında toprak kokusu bırakan o yağmura bayıldığımı da.
Belki de yolculuk sırasında başımı cama yaslayıp dışarısını izlemeyi ne kadar sevdiğimi de bilmelisin.
Kirpiklerine ve gözlerine doğru güneş vururken gözlerime bakmanı, nereye gideceğimizi bilmeden yürümeyi ne kadar özlediğimi de.
Derken uzayıp giden bir listenin de esiri olmamalısın mesela.
Her neyse işte, böyle şeyler yalnız, yalnızken oluyor.
Günaydın, sahi nerede kaldın?